benek
Blog ve Video
Yardım ve İletişim
Dalmacyali Logo

Gebze Isı Yalıtımı Test Evleri

Dalmaçyalı olarak Gebze Isı Yalıtımı Test Evlerimizde “Isı Yalıtımının İnsan Sağlığına Etkisi ve Termal Konfor” alanında, bilim insanları ile birlikte araştırmalar yaparak, önemli çıktılar ortaya koyduk.
DALMACYALI_IMAGE
Isı Yalıtımının İnsan Sağlığına Etkisi ve Termal Konfor” araştırması; ısı yalıtımı yapılmış binaların yaz ve kış aylarında insanlara hem fiziksel hem de zihinsel açıdan sağlıklı ve rahat bir yaşam olanağı sunduğunu, ekonomik ve sosyal performansı artırdığını kanıtlamak amacıyla çeşitli testlerin yapıldığı karşılaştırmalı bir araştırmadır.
Video
video play

Gebze Sağlık Evleri Timelapse

Isı Yalıtımının İnsan Sağlığına Etkisi ve Termal Konfor” araştırmasında, birbirlerinden ısı yalıtım uygulaması dışında hiçbir farkı olmayan ve biri dış cephede Dalmaçyalı Double Carbon Isı Yalıtım Sistemi ile yalıtılmış, diğeri ise ısı yalıtımı yapılmamış iki örnek evden sürekli olarak alınan veriler ile; ısı yalıtımı yapılan evlerde iç ortam sıcaklığının nasıl değiştiğini ölçümledik ve bu bağlamda insan ve çevre sağlığının ne yönde etkilendiğini araştırdık.

İç ortamda termal konfor sunan ısı yalıtımı, harcanan enerjiden %60’a varan tasarruf sağlıyor.

Araştırma Çıktıları

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ, Ocak 2022’de başlayan bu araştırmada; biri Dalmaçyalı İleri Isı Yalıtım Sistemi ile yalıtılmış, diğeri ise ısı yalıtımı yapılmamış iki örnek evde, iç ve dış ortamda yapılan ölçümler ile termal konforu ve insan sağlığına etkilerini karşılaştırdı.
DALMACYALI_IMAGE

Isı Yalıtımı ile Tasarruf ve Termal Konfor

Araştırmamız bünyesinde, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, termal konforun; kişilerin sıcaklık, nem, hava akımı gibi iklim koşulları açısından gerek bedensel gerekse zihinsel faaliyetlerini sürdürürken belli bir rahatlık içinde bulunma halini ifade ettiğini belirtti. Yaşam alanlarındaki hava sıcaklığının 19 - 24 ⁰C olması gerektiğini (Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü - WHO) hatırlatan Kadıoğlu,  “Isı yalıtımı dışında hiçbir farkı olmayan iki evden araştırma süresince alınan verilerle, ısı yalıtımının iç ortam konforunu nasıl değiştirdiğini, bu bağlamda da insan ve çevre sağlığını ne yönde etkilediğini ölçümlüyoruz. İçeride termal konforlu bir ortam yaratmak için duvarların ne kadar önemli olduğu, tüm ölçümlerimizle kanıtlandı.” diyerek araştırmadaki temel çıktıları şöyle sıraladı;
Projenin başlangıcından itibaren, evlerdeki sıcaklıklar aynı seviyede tutuldu ve yapılan enerji ölçümlerine göre, ısı yalıtımlı evde ısı yalıtımsız eve göre %60’a varan enerji tasarrufu sağlandı.
Sadece mart ayında ısı yalıtımlı evde sağlanan enerji tasarrufu ile her bir metre kare için yaklaşık 86 kg CO2 eşdeğeri sera gazı salımı engelleniyor. Bu da İstanbul-Antalya arasındaki bir uçuşun neden olduğu CO2 salımıyla eşdeğer.
Isı yalıtımsız evde iç duvar yüzey sıcaklıklarındaki değişim 6 ⁰C’leri bulurken, ısı yalıtımlı evde bu fark 1⁰C’ye bile ulaşmıyor. Yaklaşık olarak 7.5 katlık bir farktan bahsediyoruz.
Isıtma yapılmayan aynı süre içerisinde, ısı yalıtımlı ev yaklaşık 4⁰C ısı kaybı yaşarken, ısı yalıtımsız ev 9⁰C ısı kaybı yaşıyor. Bu da demektir ki; ısı yalıtımsız ev, ısı yalıtımlı eve göre 2.3 kat daha hızlı soğuyor.
Isı yalıtımsız evin iç ortam hava sıcaklığı değişimi, ısı yalıtımlı eve göre 8 kat daha fazla.
DALMACYALI_IMAGE

Isı Yalıtımı ve İnsan Sağlığına Etkisi

Araştırmamız bünyesinde, Prof. Dr. Bülent Karadağ, ısı yalıtımı olmayan evde tespit edilen biyolojik üremenin mikrobiyolojik analizini yaptıklarını ve çıkan sonuca göre, ısı yalıtımsız evde Penicillium isimli bir mantar çeşidi ürediğini, bu mantarın enfeksiyonlara yatkınlık sağlayan, alerjik reaksiyonları kolaylaştıran ve iç ortam hava kalitesini bozan bir mantar türü olduğunu belirtti. Doğru şekilde ısı yalıtılmış ve iklimlendirilmiş evlerde rutubet ve küf sorunları yaşanmadığını belirten Karadağ: “Hem yapılan ölçümler hem de anket çalışması ile küf ve rutubet oluşumundaki ana faktörün ısı yalıtımı yapılmaması olduğu belirlenmiştir. Evlerimizdeki termal konforun hem fiziksel sağlığımız için hem de keyifli ve konforlu bir yaşam sürmek için gerekli olduğu tüm bilimsel yöntemlerle tespit edilmiştir.” dedi. Türkiye genelindeki 10 ilde, yarısı ısı yalıtımlı, yarısı ise ısı yalıtımsız olmak üzere 800 hane ile görüşülerek yapılan anketle; ısı yalıtımının özellikle hava kalitesi, rutubet ve küf ile ilgili hastalıklar üzerindeki etkilerini araştırdıklarını belirten Karadağ, araştırma çıktılarını şöyle sıraladı:
Bina yaşı ilerledikçe, termal konforsuzluktan ötürü, küflenme sorunları ve oranı artmaktadır. 25 yılın üzerindeki binaların %35’inde küf oluşumu bildirildi.
Küf sorunu olan evlerde yaşayanlarda %50 oranında KOAH, Astım, Bronşit ve Alerjik Bronşit hastalıkları görülürken, küf sorunu olmayan evlerde bu oran %22.
Küflü ortamda yaşayanlarda solunum güçlüğü nedeniyle hastaneye başvuru da daha fazla. Enfeksiyon olmaksızın solunum güçlüğü ve hırıltı ile hastaneye başvurma oranı küf sorunu olan evlerde %50 iken, küf sorunu olmayan evlerde ise %23.
Küf sorunu olan evlerde yaşayanlarda, akciğer ve üst solunum yolu enfeksiyonu yaşama oranı belirgin olarak daha fazla. Son bir yılda bu evlerde yaşayanların %50’si akciğer enfeksiyonu geçirmiş. Yılda 3 kereden fazla geçirenlerin oranı ise %77.